Ben yalnızca okumak için giriyorum aslında takipçi sevdam yok fazla..
“Eşeğe bin şimdi. Çıplak yat. Sprey boya al, duvara yazı yaz. Cart renkli ayakkabı giy. Küpe tak. Kızsan, sutyen takma. Aynayı rujla karala. Sıkma kendini, küfür et. At yarışı oyna. Gece uyuma. Yüz bi gece, kulaç at karanlığa…
Sokakta yatan deliyle sohbet et. Tiramisu yedir ona veya suşi. Ayaklarını masaya koy. Erik arakla. Güzel bir kıza ikram et, yürü git. Kızsan, tersleme, al o eriği. Kürek çek. Bağır. Film kötüyse, arayı bekleme, çık. Seks dergisi oku. Müziği sonuna kadar aç. Zararlı şeyler ye. İçkileri karıştır, sokağa kus. Puro tat. Önlük tak, bulaşık yıka. Kızsan, suratına tıraş köpüğü sür. Kafa at, burnun kanasın bi defa. Balona su doldur, balkondan fırlat. Karpuzu elinle ye. Fesleğen okşa. Kurbağayla konuş. Ağaca tırman, adını kazı. Fayton sür. Elbiseyle duş al.
Gözleme yapan teyzenin yanına otur, öp onu. Gıcık olduğun birinin camını kır. Hiç tanımadığın birinin fotoğrafını çek, cep telefonuna duvar resmi yap. Dizinin en kritik yerinde annene terlik at. Babanı gıdıkla, uyurken burnuna tüy sürt. Hediyelik eşya satan birine hediye al. Bahçe duvarında yürü. Gazoz şişesine işe. Raylarda koş.
Yap bunları. Ya da, içinden ne geliyorsa, onu. Öğrettiler mi dershanede, bilmem… 70 yıl ortalaması var ömrün. Alt tarafı 50 Haziran’ın kaldı.
Sık mesela yumurtayı avucunda, sık sık…
Ha patladı ha patlayacak diye, bu basit korkudan bile ne kadar korkutulduğuna, inan kendin bile inanamayacaksın.”
Acaba geçmiş hayatında ne günahlar işledin de şimdi bu kadar beyinsiz olarak dünyaya geldin?
Konuşmaya ihtiyacım olduğunu biliyor muydunuz? Peki konuşacak kimsem olmadığını, artık çok yalnız olduğumu. İnsanların konuşmaları konuşmaları ve konuşmaları bu boş konuşmaların kalbimi kırdığını biliyorlar mı? Hiç aşık olmadığımı, bundan sonra asla kimseye güvenemeyeceğimi biliyor musunuz? Omuzunu yaslanması için kimseye izin veremeyeceğimi, hiç konuşamayacağımı artık. Mükemmel olmadığımı. Mükemmel olan o iğrenç insanlardan nefret ettiğimi. Ama o insanların ne kadar boş olduklarını anladım bugün hiçbir şey bilmedikleri için boş olduklarını, hiçbir şey bilmedikleri için mutlu olduklarını anladım. Düşüncelerim kafamda dönüp dururken nasıl mutlu olabilirim?
Gelecekten umutluyuz.
Hiç mükemmel olma deneyimini yaşamadım . Açıkçası mükemmel olan insanlardan nefret ederim . Onların bir çok arkadaşı vardır, ağırbaşlıdırlar, herkes onları sever, onlar çok güzeldirler, sanki hiç ulaşamıyacağım bir nokta gibi. Ve onlardan intikam almak isteriz, sırf sırf bu mükemmelliklerinde bi kusur olsun diye.
Fakat onlar asla mükkemmel olmamışlardır. Çünkü bizim mükemmel olarak nitelendirdiğimiz insanlar aslında örtecek çok kusurları olandır. Aslında bizim mükemmel olarak adlandırdığımız kişilerin tek mükemmel yanları kusurlarını muhteşem kapatabilme yeteneğidir.Yine de onlardan nerfet ediyorum, ciddiyim.
Tamam şimdi de onların kusurlu olduğunu bildiğim halde neden sevmediğim konusuna geçelim. Çünkü ben böyle düşünsen bile diğerleri böyle düşünmüyor. Aslına bakarsak insanlar mükemmel olanları severler, mükemmel olmak hep bir hedeftir. Çoğu kişi “mükemmelle” arkadaş olmak ister. Peki niye? Başka birisinin gölgesinde yaşayacağına kendi güneşini yaratmak daha güzel değil midir?
Geçenlerde bi çocuk bana “bir erkek size bir şey yapıyor, sonra hiç birine güvenmiyosunuz” dedi. Daha tanışalı 5 dakika olmuştu, telefon numaramı istemişti ve ben de vermemiştim. Güldüm çocuğa, aptal dedim. Aptal ne alakası var.
Ama haklıydı. Ben erkeklerin hiç birine güvenmiyorum. Aslında kızların da çoğuna. Düşündüm de çok darbe yemişim arkadaşlarımdan. Hiç sır tutmamışlar. Hep arkamdan konuşmuşlar. Ben olmadığımda yanlarında dalga geçmişler. Düşünüm de ben hiç sır verememişim, arkadaşıma verdiğim tek ve en önemli sır da başkalarına anlatılmış.
Ben kimseye güvenmezmişim meğer, insanlar benimle konuşurken susturmaya çalışıyomuş gibi gelir hep. Hep benden bıkmışlar, hep usanmışlar gibi.Birisiyle konuşurken sürekli “susayım mı?, sıkıldın mı?, susma vaktim geldi mi?” diye soruyorum. Kimse benle konuşmak istemezmiş gibi. Benimle konuşan insanların art niyetleri varmış gibi geliyor. Sanki konuşuyolar ve sonra gidip arkadaşlarıyla arkamdan dalga geçiyolarmış gibi. Bunu yaşadım çünkü, bunu başka erkeklerden yaşadım, bunu yapan erkeklerle arkadaşlık yaptım. Sanırım şuan güveniyorum diyebildiğim tek arkadaşım var. Sanırım..
Peki, peki acaba kimseye güvenmemek iyi mi. İnsanların benden bıktığını kabul ettirmek kendime, doğru mu ?
Ona aşıksınız demektir, hem de deliler gibi.
